Haziran ayı yaz mevsiminin başlangıcı biliyorsunuz ve ağustos sonuna kadar devam ediyor bu mevsim. Yani İnsanın önünde güneşli denizli tamı tamına 92 gün oluyor. Genellikle en basit şeylerin en eğlenceli ve en hatırlanır olduğu da bir gerçek. Ben de sevgili İstanbullu okurlar için bu yaz İstanbul’da yapılacak eğlenceli ve ekonomik 10 etkinlik araştırdım.
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mayıs 2012
İstanbul'da yazın yapılacak eğlenceli ve ekonomik 10 etkinlik
Haziran ayı yaz mevsiminin başlangıcı biliyorsunuz ve ağustos sonuna kadar devam ediyor bu mevsim. Yani İnsanın önünde güneşli denizli tamı tamına 92 gün oluyor. Genellikle en basit şeylerin en eğlenceli ve en hatırlanır olduğu da bir gerçek. Ben de sevgili İstanbullu okurlar için bu yaz İstanbul’da yapılacak eğlenceli ve ekonomik 10 etkinlik araştırdım.
16 Mayıs 2012
Otobüsle yolculuğa övgü
Şahir içinde ulaşım için yürüyerek gidemediğim durumlarda genellikle toplu taşımacağılı kullanıyorum. Favorim ise otobüsler. Otobüsle yolculuğu sevmemin birçok sebebi var. Bazıları şunlar:
31 Mart 2012
Sen yağmur ol ben bulut...
Geçen hafta içi bir gün, evden, hayattan, hiçbir şey yapmamaktan, bir dakika bile boş vakti olamamaktan, bir türlü derlenip toplanamamaktan, kimse beni sevmiyorlardan, ben kimi seviyorumlardan bıkmış usanmışken bir sevgili kardeş aradı, parkta buluşmaya davet etti de günümüz gün oldu.
Önce güneş vardı.
Sonra kedi geldi, o kadar yer içinde kendine yer buldu, yerleşti.
Sonra köpek geldi, o kadar kedi, köpek, sahip, oyun, yeşillik, ot bört böcek içinde kendine uğraşacak birini buldu. Ama sen bir husky'sin sert olsan ne yazar, bu suratın güzelliğiyle hangi kedi seni sayar, diyorduk ki, içgüdüler baskın çıktı ve bizimki ufaktan ufaktan uzaklaştı.
Sonra babaylakız geldiler.
Önce kedi gitti, sonra husky sonra babaylakız sonra da ben... Güneş kaldı.
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..
Önce güneş vardı.
Sonra kedi geldi, o kadar yer içinde kendine yer buldu, yerleşti.
Sonra köpek geldi, o kadar kedi, köpek, sahip, oyun, yeşillik, ot bört böcek içinde kendine uğraşacak birini buldu. Ama sen bir husky'sin sert olsan ne yazar, bu suratın güzelliğiyle hangi kedi seni sayar, diyorduk ki, içgüdüler baskın çıktı ve bizimki ufaktan ufaktan uzaklaştı.
Sonra babaylakız geldiler.
Önce kedi gitti, sonra husky sonra babaylakız sonra da ben... Güneş kaldı.
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..
Nazım Hikmet
14 Aralık 2011
İstanbul'un Yedi Tepesi
Dünyada yedi tepe üzerine kurulduğu söylenen üç şehir vardır; Roma birincisidir. Romalılar sonra Lizbon’u ve sonra İstanbul’u fethederler. Bu iki şehrin de yedi tepe üzerine kurulduğu vurgusu yapılır. Doğu Roma İmparatorluğu’nun kurucusu Konstantin İstanbul’u ikinci bir Roma olarak kurmuş.
Konstantin’in fethinden sonra ‘Nova Roma’ Yeni Roma denen İstanbul daha sonra Konstantinopolis, yani Konstantin’in Şehri olarak adlandırıldı. Yeni Roma’nın/İstanbul'un yedi tepesi şimdi eski İstanbul ya da Konstantiniyye olarak bilinen bölgede bulunuyor. Yani şehrin surlar içinde kalan bölümünde. İşte İstanbul'un belediyesinin logosunda da bulunan yedi üçgenle gösterilen yedi tepe ve bu tepelerden şehre bakan güzelim sanat eserleri:
12 Aralık 2011
İnsan bütünün bir parçasıdır
"İnsan, bizim ‘Evren’ dediğimiz bütünün
zaman ve uzayla sınırlı bir parçasıdır.
zaman ve uzayla sınırlı bir parçasıdır.
İnsan, bilincinin bir tür optik yanılgısıyla,
düşünceleri ve duyguları ile kendini
geri kalandan ayrı bir şey olarak deneyimler.
Bu yanılgı, bizi, kendi kişisel arzularımızla ve
bize en yakın birkaç kişiye sevgi göstermekle sınırlayan
bir tür hapishanedir.
düşünceleri ve duyguları ile kendini
geri kalandan ayrı bir şey olarak deneyimler.
Bu yanılgı, bizi, kendi kişisel arzularımızla ve
bize en yakın birkaç kişiye sevgi göstermekle sınırlayan
bir tür hapishanedir.
Bizim görevimiz, bu şefkat çemberimizi,
yaşayan tüm varlıkları ve tüm doğayı
kendi güzelliği içinde saracak şekilde genişleterek
kendimizi bu hapishaneden
kurtarmak olmalıdır."
yaşayan tüm varlıkları ve tüm doğayı
kendi güzelliği içinde saracak şekilde genişleterek
kendimizi bu hapishaneden
kurtarmak olmalıdır."
Albert Einstein
2 Aralık 2011
Bir şehir sevdim: Ümm-i Dünya
Kimse görmüyor mu, görenler fark etmiyor mu, fark edenler konuşmuyor mu? Bu şehirde bir şeylerden yetkili kimse yok mu?
Bu şehirde özellikle gündüz, çünkü gece gizler, güzel bir fotoğraf çekmek mümkün değil. Bir basit kadraj almak mümkün değil. Neden mi? Her kadraja bir inşaat alanı, her zaman nedense muhakkak iki tane yan yana çöp konteyneri, sayısız çöp poşeti, kırık dökük bir kaldırım, orada burada bir şeylerden artmış demirler, tuğlalar daha neler giriyor çünkü. Anlamak zor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







